Hasan boğuldu efsanesini pek çok kişi duymuştur. Hikaye Kazdağlarında geçiyor. Haftada bir kurulan Edremit Pazarı’na yörenin köylüleri gelir malını satar, ihtiyacını alırmış. Kazdağı’nın 1500 metre yüksekliğinde, Sarıkız zirvesinin eteğinde yaşayan güzel kız Emine de bir gün Edremit pazarına inmiş ve Zeytinli Köyü’nün yakışıklı delikanlısı Hasan ile göz göze gelmiş. İki genç birbirine sevdalanmış ve her pazar zamanı buluşmaya başlamışlar. Emine, beş saatlik yoldan getirdiği sütü, peyniri, balı Hasan’a verir,  Hasan’dan ihtiyacı olan sebzeyi alırmış. Pazar dönüşü birlikte Zeytinli Köyü’ne kadar yürürlermiş, Emine oradan ayrılır ve daha dört saat sürecek olan zahmetli dağ yolundan evine dönermiş.

Gençler evlenmeye karar vermişler. Emine’nin ailesi  Hasan’ın iç güveysi olarak obaya gitmesini istemiş. Hasan’ı babasız büyüten annesi oğlunun aşkı uğruna yalnız kalmaya razı kalmış. Kızın ailesi, Hasan’ın zor doğa şartlarına dayanayıp dayanamayacağını denemeye karar vermişler. Hasan annesi ile helalleşip, anlaşma gereği 40 okka tuz dolu çuvalı sırtlanıp Emine ile obaya doğru yola çıkmış. Önlerinde dört saatlik zorlu bir dağ yolu varmış. Bir saat sonra Beyoba Köyü’ne varmışlar. Tuz Hasan’ın sırtını yakmaya başlamış. İkinci saatte Sütüven Şelalesi‘ne varmışlar. Yol dere içinde kaybolmuş, taştan taşa atlamak Hasan’ı yormuş. Hasan’ın dizleri titremeye başlamış. Gökbüvet’e geldiklerinde Hasan’ın gücü bitmiş ve yere düşmüş. Emine çaresiz Hasan’ı yüreklendirmeye çalışmış, ancak Hasan ayağa kalkamamış. Emine’ye yalvarmış, başka yerlere kaçalım demiş ama nafile. Emine  Hasan’ın yakarışlarına yanıt vermemiş ve çuvalı sırtlayarak obanın yolunu tutmuş. Hasan ise ardından ”beni bırakma” diye haykırmış. Emine Obaya vardığında çok pişman olmuş ve geri dönmek istemiş. Ancak ailesi gece vakti onu ormana bırakmamış.

Sabahın ilk ışıkları ile Emine, doğru Gökbüvet’e koşmuş ama Hasan yokmuş. Hasan’ın köyüne gitmiş ancak kimse Hasan’ı görmemiş. Bir daha obasına dönmeyen Emine kulaklarında Hasan’ın onu çağıran sesiyle dere boyunca mecnun gibi dolaşmış durmuş. Günler sonra Hasan’a hediye ettiği atkıyı Gökbüvet’in çılgın suları içinde farketmiş. “Yanına geliyorum Hasan” diyerek kendini asmış. O gün bugün Gökbüvet’in adı Hasanboğuldu olarak anılmaya başlamış…

İşte bu acıklı hikaye bu bölgenin en bilindik hikayelerinden biri. Şimdi bu alan bir mesire yeri olarak insanların gelip piknik yaptığı ve doğa ile kucaklaştığı bir yer olarak değerlendiriliyor. Alana giriş ücretli. Alan girişine yakın bir yerde yaklaşık 8-9 metre yükseklikten dökülen Sütüven Şelalesi‘ni görüyoruz. Yaz aylarında giderseniz şelale çevresinde suya giren pek çok çocuk ve yetişkin göreceksinizdir…

Sütüven Şelalesi

Sütüven Şelalesi

Sütüven Şelalesi

Biraz daha yukarı doğru yürüyünce meşhur Hasanboğuldu Gölü‘ne ulaşıyoruz. Burası da aslında gölden ziyade derenin suyunun düzlük bir nokta da oluşturduğu ufak bir havuz gibi…

Hasanboğuldu Gölü

Sözün özü Sütüven Şelalesi ve Hasanboğuldu Gölü görsel olarak çok büyük ebatlarda Şelale ve Göl değiller ama burayı özel kılan hikayesi ve tabi muhteşem doğal parkuru…

Balıkesir Fotoğraflarım

https://www.flickr.com/photos/sinandogan/tags/balıkesir

Bütün Fotoğraf Arşivim

https://www.flickr.com/photos/sinandogan/sets

Sinan Doğan İletişim

E Mail : foto.sinandogan@gmail.com

Reklamlar